Yandaş Hastalıklar ve Anestezi

 
 

YANDAŞ HASTALIKLAR

 

Herhangi bir sebep ile cerrahi bir girişimsel işleme (operasyona) maruz kaldığınızda; Cerrahi patolojinin yanı sıra sizde var olan, ister  tedavi edilebilmiş ve kontrollü olsun, ister kontrol altına alınamamış durumu ile ek bir sağlık sorununuzun varlığı (akut yada kronik olarak) bazı istenmeyen sıkıntılarıda beraberinde getirecektir.Cerrahi sıkıntı yanı sıra bu sağlık sorunlarınız bazen daha ciddi olarak göz önüne alınmalı, var olan bu yandaş sağlık sorununuz kontrole edildiğinde yada düzeltildiğinde bekleyebilir cerrahi koşulları ile operasyona gitmeniz daha uygun olabilecektir.Yok cerrahi acil ve hayati tehlike arz ediyorse; cerrahinizin yanı sıra var olan ek yandaş sağlık sorununuz, beklenebilir sorun ve sıkıntıları ile beraber  artmış riskler ile ameliyata girmek durumunda kalacaksınız!

Bu nedenle eğer bir kronik – tedavi gören ek bir sorununuz var ise (diabet,  hipertansiyon, böbrek – kalp yetmezliği, KOAH gibi tıkayıcı solunum yolu hastalıkları – astım bronşit vs. ) bu hastalığın düzenli muayene  ve tedavi ile “kontrol” altında olması meydana gelebilecek bir cerrahi girişim ve anestezi uygulamalarında önem arz edecektir!m Ek sağlık sorununlarınız ve durumunuz için mutlaka hekiminize danışın!

 

ÖZELLİKLİ HASTALIKLARDA ANESTEZİ UYGULAMALARI 

 

 

+ SOLUNUM YOLU HASTALIKLARINDA ANESTEZİ

  • Üst solunum yolu hastalıkları : Yakında geçirilmiş yada geçirilmekte olanlar sorun olabilir.Bekletilebilen cerrahi ertelenir.Değerlendirmede ateş,balgam, nefes darlığı ve öksürük araştırılmalıdır. Acil girişimlerde mümkünse lokal yada bölgesel anestezi tercih edilir.Zorunluluk hallerinde genel anestezi de uygulanır.
  • Kronik Bronşit, Astma, amfizem : Uzun süre geçmesi,şişmanlık,sigara içimi,batın ve göğüs cerrahisi anestezi açısından ciddi risk oluşturur.Bunlarda remisyonları nedeniyle cerrahileri mümkünse kışın yapılmamalıdır.Bu hastalar önceden hastaneye yatırılıp, fonksiyonel olarak hazırlanmalıdırlar.Komplike olmuş vakalarda bölgesel anestezi (spinal-epidural anestezi yeğlenir).Özellikle alt batın cerrahisi (fıtık, sezeryan,vs) bu anesteziye uygundur. Ancak bu hastaların genel anestezi alamayacağı anlamına da gelmez.Bazı hastalar operasyon sonrası solunum desteği gerektirebilirler.

+  KALP HASTALARINDA ANESTEZİ

Bu grup hastalarda oluşabilecek sorun ve komplikasyonları nedeniyle, hastada var olan riskler önceden belirlenmelidir.Bunlara ait önlemler alınmalıdır.Kalp hastalarında anestezi riski ve uygunluk belirlenirken, önemli olan cerrahi girişimin aciliyet derecesidir.Büyük damar yırtılması, barsak delinmesi, hayatı tehdit eden kanamada artık bunun önemi kalmaz.Anestezi zorunluluğu vardır.6 aydan küçük kalp krizi öyküsü, belirgin kalp yetmezliği bekleyebilen cerrahilerde kesinlikle erteleme sebebidir.Bu hastalarda ek olarak anemi, sıvı elektrolit denge bozuklukları, aritmiler, kortizon kullanımı, diabet vs. gibi bulgular sorunu daha da arttırır.Genelde günlük işlerini rahat görenler, cerrahi ve anesteziyi iyi tolere ederler.Önemli olan kalbin pompa görevinin iyi olmasıdır. Ameliyat öncesi var olan yukarıdaki olumsuzluklar düzeltilmelidir. Hipertansif hastalarda herhangi bir anestezi yöntenminin diğerine belirgin üstünlüğü yoktur.Genel anestezi de tercih sebebi olabilir. Gereğinde bu hastaların kalp fonksiyonu için kardiolojiden konsültasyon istenebilir (efor testi,eko vs.)

Bu grup hastalara ameliyata hazırlanırken cerrahisi bekleyebilir ise, kesinlikle acele edilmemelidir.Bir kardiolog tarafından ; Kalp yetmezliği varsa düzeltilmeli,sıvı açığı yerine konmalıdır. Anemisi varsa tedavisi şarttır.Varsa ritim bozukluğu tedavi altında olmalıdır.Tansiyonu kontrol altında olması idealdir (büyük tansiyon : 14 ve altı, küçük tansiyon; 9 ve altı değerler ideal olanlardır).Kandaki elektrolitler (Na , K, Ca) seviyeleri normal olmalıdır.Sigara içimi artık sonlandırılmalıdır.

 

KALP HASTALIKLARINDA ANESTEZİ YAKLAŞIMI

 

Kalp damar hastalıklarında hastaların kendilerinde, sağlıklı olan bir başka hastaya göre normale göre artmış olan riskleri nedeniyle, yapılacak cerrahi işlem ve anestezi uygulamalarında var olan bu risklerin artabildiği her zaman göz önünde bulundurulmalıdır.Amaç yapılacak bir cerrahi girişimde ve anestezi uygulamasında bu riskleri en aza indirmek olacaktır.

Ameliyat öncesi hasta ile yapılan görüşme ve fizik muayene,yapılan tetkikler ile ameliyat öncesi iyi bir değerlendirme ameliyat için yönlendirici olacaktır.Ameliyat öncesi bazı faktörler olumsuz etkileyici olabilmektedir.

6 aydan küçük taze geçirilmiş infarktüsler (kalp krizi), yaş,kalp yetmezliği hikayesi, şeker hastalığı,kalp ritim bozuklukları, sigara öyküsü,kalp kapağı hastalıkları, kontrolsüz hipertansiyon riskleri arttıran önemli faktörlerdendir.

Amerikan Kalp Derneği ameliyat esnasında riski arttıran bu faktörleri 3 grupta toplar.

· Taze kalp krizi öyküsü, kalp yetmezliğiciddi kalp kapak hastalıkları ve aritmileri (ritim bozukluğu) büyük risk grubunu oluşturur.

· Diabet, kontrollü anjin (koroner göğüs ağrısı), eski kalp krizi ise orta derecede risk oluşturur.

· İleri yaş, EKG değişimleri, kontrolsüz hipertansiyon, efor kapasitesinde azalma ise düşük risk grubunu oluşturur.

Ayrıca bu risklere uygulanacak olan operasyonun tipi, süresi, yeri ve girişimin boyutu – büyüklüğü de etki edecektir.

· Acil ameliyatlar, damar ameliyatları, kanamalı ve sıvı kaybı oluşan cerrahiler yüksek riskli sınıfanda yer alacaktır

· Endoskopik, yüzeyel girişimler, göz ameliyatı ise düşük riskli sınıfta yer alırken diğer operasyonlar orta riske ait alacaktır.

Yemek yeme, giyinme, bulaşık yıkama ve kısa bir yürüyüş gibi aktiviteler ile efor azalıyorsa bu yüksek seviyeli efor kapasitesindeki azalmayı, merdiven çıkma, yer silme, hızlı yürüme ile gelişen efor kapasitesinde azalmalar da orta seviyeli efor kapasitesini, yüzme, tenis, futbol gibi aktiviteler ile gelişen efor kapasite azalmaları ise düşük efor kapasite azalmasını ifade edebilir.

Orta derecede efor kapasitesindeki azalmalar, artmış kardiak riskle beraberdir.

Operasyon öncesi yapılacak kardioloji konsültasyonları anacak kalple ilgili olan patolojiyi belirlerken,hastanın ideal olabilen koşulları ile ameliyata hazırlığı sağlayabilecektir.

Koroner kalp hastalıklarında genel anestezi ile bölgesel anestezinin birbirlerine üstünlükleri yada dez avantajları net olarak gösterilmemiştir.Önemli olan hemodinamik stabiliteyi korumaktır.

 

Önemli hatırlatmalar :

Öyküsünde göğüs anjinası <ağrısı> ve myokard enfarktüsü (kalp krizi) gibi, koroner damar hastalığı olan hastalar detaylı olarak incelenmelidirler. Kontrolü yapılmamış ve tedavi edilmemiş iseler bazı testlerin yapılması hastalar için uygun olacaktır.

Bir kişi kalp krizi geçirmiş ise ;

Yapılan çalışmalarda operasyon döneminde kalp krizi geçirme sıklığı kriz sonrası ilk altı ayda oldukça yüksek bulunmuştur.

Efor testi negatif veya şikayetsiz olarak normal aktivitelerini sürdüren hastaların operasyon sırası yeni bir kalp krizi geçirme riskleri düşüktür.

Artmış risk nedeniyle stabil olmayan göğüs anjinasında bekletilebilir operasyonlar yapılmamalıdır.

Eğer bir hasta nefes darlığı gelişmeden birkaç kilometre yürüyebiliyorsa ileri bir koroner damar hastalığı olasılığı azdır. Aktivitesi kısıtlı olan hastaların ise riskleri olup ileri tetkikleri mutlaka yapılmalıdır (kardioloji).

Bu hastalarda tanı amaçlı yapılması gereken ilk test EKG’dir. Ancak EKG’nin tanı değeri de tartışmalıdır. Koroner kalp hastalarının yarısına kadar olabilen bir bölümünde EKG normal bulunurken, bir başka bölümünde ise ileti bozuklukları nedeniyle net olarak değerlendirilemez.

Eforlu EKG, iskemi (kalbin beslenmesi) tanısında yüksek duyarlılıklı ve özgün olan testtir. Eforlu EKG’ye eklenen nükleer görüntüleme metotlarından Talyum sintigrafisi de iskemik (kalpte kanlanması az) yerlerin ve ölü alanların saptanmasında yardımcı olabilir. Talyum sintigrafisinde büyük defektleri ve sol kalp fonksiyon bozuklukları olan hastaların operasyon seyri sırasında, kardiyak riskleri yükselecektir! Ekokardiyografi (Eko) ile koroner kalp hastalıklarında kalbin duvar hareketlerinin fonksiyonel bozukluğu ve derecesi, iskemik ve ölü kalp doku alanlarının varlığı hakkında bilgi de alınacaktır.

Kalp yetmezliği hikayesi olanlar veya operasyon öncesi dönemde benzer şikayetleri bulunanların operasyon seyrinde kardiyak sorunları yaşaması beklenebilir. Özellikle istirahat halinde nefes darlığı olan hastalara özen göstermek gerekir.

Kapak hastalıkları ve özellikle kapak darlığı lezyonları operasyon seyrinde kardiyak sorunlaarttırmaktadır. Aort darlığı kapak hastalıkları içinde kardiyak riski en fazla arttıran hastalıktır.

Hipertansif hastaların pekçoğu bizlere kontrolsüz hipertansiyon ile gelir. Kontrolsüz hipertansiyon ise operasyon döneminde yüksek oranda kalp beslenme bozukluğu ve kalp ritm bozukluğu ile seyreder.

Operasyon seyrinde tansiyon oynamalarını en aza indirmek için;  hipertansif hastalar aldıkları tedaviyi en az birkaç gün kullandıktan ve hipertansiyon kontrol altına alındıktan sonra opere edilmeleri uygun olacaktır.

Gebelik sağlıklı bir kadının adapte olabildiği birçok gebeliğe bağlı fizyolojik değişiklik ile seyreder. Oysa kardiyak hastalığı olan kadında gebelikle oluşan değişiklikler anne ve bebek için zararlı olabilir.

Gebelerde kalp hastalığı insidansı % 2′ lerdedir. Ciddi kardiyak hastalığı olan gebelerin belirgin bir bölümünde kalp yetmezliği gelişebilir. Gebede en sıklıkla ağırlaşma gösteren kalp kapak hastalığı mitral kapak darlığıdır. Yine mitral yetersizliği gebede en sık görülen ikinci kapak hastalığıdır. Mitral stenozuna zıt olarak bu hastalar gebeliği iyi tolere eder.

Uygulanacak anestezi türü, hastaya ve cerrahiye göre anestezi uzmanınca belirlenmelidir. Bazı durumlarda bölgesel teknikler (epidural) avantaj sağlayabilirken, bazen genel anestezi yeğlenebilecektir.

Ameliyat sonrası dönem de kalp hastalarında önem arz eder.Yaşanacak ağrı ve stres kalbin oksijen tüketimini arttırır.Riskli hastalar kalp başta olmak üzere belirli gün için monitörle yakından takip edilmelidir.

* Yukarıda anlatılanlar teorik bilgilerdir. Benzer şikayetleri olan hastalarımız, operasyon öncesi cerrah ve anestezistlerini görerek kendileri için gerekli yönlendirmeleri almalıdırlar.Kendinize bu bilgiler ile yorum yapmayınız!.Bu sunumda yer alanlar,  kişilere tavsiye niteliği taşıyamaz!

 

* Bilgi paylaşımında İstanbul Tıp Fakültesi Anestezi kliniği seminer notlarından alıntılar olmuştur.

 

KARACİĞER HASTALIKLARINDA ANESTEZİ

Gerek cerrahinin kendisi gerekse anestezi, karaciğer rahatsızlığı olanlarda fonksiyon bozukluğuna neden olabilecektir.Baazen ciddi yetmezlik tablosu gelişebilir.Bu hasta karaciğerin patolojisine ve kendi var olan fonksiyon kapasitesine bağlı olan bir durumdur. Karşımıza sıklıkla gelen karaciğer sorunu, hepatit ve sirozdur.

Karaciğerimiz büyük bir rezerv kapasitesine sahip organdır.Büyük bir bölümü etkilenmedikçe, fonksiyonları normal gözlenmektedir.Bu grup hastalarda beslenme durumu, nörolojik bozukluklar,karında sıvı toplanması, kan proteinleri sorun ve sıkıntılarla paralel giden parametrelerdir.Özellikle sirozda enfeksiyon, kanama, böbrek yetmezliği, karaciğer yetmezliği çıkabilecek sorunların başında gelenleridir.Bekleyebilir cerrahiler karaciğerin toplanması amaçlı ertelenmelidir. Cerrahi gereksinimlerde, bölgesel anestezi yöntemleri veya lokal anestezi tercih edilirken, karaciğer koruyuculu genel anestezi uygulanabilmektedir.

 

BÖBREK HASTALIKLARINDA ANESTEZİ

Kronik böbrek hastalığı yavaş gelişen bir durumdur.Genel olarak tüm böbrek fonksiyonel kapasitenin % 60 kaybı söz konusu ise gelişir.Sıklıkla bu grup hastalara anemi-kansızlık, üremi ve kan elektrolit bozuklukları eşlik eder. Ayrıca bu hastalarımızda pıhtılaşma bozuklukları, bağışıklık mekanizma bozuklukları,hipertansiyon,kalp damar sorunları,akciğer sorunları, sıvı elektrolit denge bozuklukları, yorgunluk huzursuzluk gibi sinir sistemi bozuklukları,bulantı kusma kanama gibi sindirim sistemi bozuklukları ile beraber seyreden mülti sistem-organ defektleri mevcuttur.Bu grup hastalıkta anestezi seçimi, hastaya var olan fonksiyona, cerrahiye ve süresine bağlı olarak değişeceğinden kişisel ayrıcalık göstermektedir.

 

DİABET ( ŞEKER HASTALIĞI )

 

Bu hastalarımızda da pek çok sistem ve organ tutulumu vardır.Kalp, böbrek, beyin,sinir sistemi, görme fonksiyonları etki altındadır.Genelde ağızdan alınan ilaçları 2 gün öncesine kadar kullanımdadır.Kan şekeri % 200 mg. üstü insulin kullanımı gerektirir.Ameliyatlar sabah erkenden planlanır (uzun süre aç kalmamalı).Gerektiğinde ameliyat öncesi ağızdan alınan ilaçlar kesilir ve insuline geçilir.Enfeksiyonlar ve stres baskılanmalıdır. Bunlar insülin ihtiyacını arttıran olumsuz faktörlerdir.Kontrollü diyabette oluşabilecek sorunlar kontrolsüz diabete göre daha az sıklıkta gözlenir.En güvenilir yöntem lokal anestezidir.Sinir sistemi patolojisi yoksa epidural veya spinal anestezi denenebilir.Genel anestezide sık uygulanan yöntemlerdendir.Bu hastalara cerrahinin de olumsuz etkile olacaktır.

 

ŞİŞMANLIK

Adipositas olarakta tanımlanan bir durumdur.Burada hesap edilen ideal vücud ağırlığından % 20 oranında fazla artış vardır.İdeal ağırlığın 2 katı ise, hastalık derecesinde şişmanlığı tanımlar.
Bu hastalarda hipertansiyon, kalp yetmezliği, koroner hastalık, akciğer kapasitesinde azalma, hipoksi (oksijen yetmezliği), karaciğer patolojileri gibi sistemik bir çok sorunlar vardır.Bölgesel anestezi uygulamada teknik sorunlara neden olabilir.Normal kişilere göre gerek cerrahi gereksi anestezi açısından artmış bir risk söz konusudur.

 

TİROİD HASTALIKLARINDA, önemli olan hastanın ötiroidi (fonsiyon testleri normal + klinik olarak sağlıklı sorunsuz) olmasıdır. Acil cerrahi söz konusu değilse bu ayarlanmalıdır.Kanda T3-4 ve TSH değerlerini bilerek gelin!..

 
 
 

– Sayfa Başına Dön –

 
 
 
 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir