Anestezide Yaşanılan ve Düzelebilir Sorunlar

 
 

ANESTEZİDE YAŞANILAN VE DÜZELEBİLİR SORUNLAR

 
 

  • Singultus ( Hıçkırık ) :

İstemsiz olarak birden meydana gelen, diafragma spazmıdır. Kafa-beyin travmaları, inmeler, beyin sapı tümörleri, alkol ve üre toksemisi, menenjit gibi enfeksiyonlar, bazı ilaç yan etkileri merkezi nedenlerdendir. Diafragma veya frenik sinir irritasyonu ise çevresel nedenleri oluşturur. Operasyonlarda ise,yüksek basınçlı maskeli ventilasyon ( mide diletasyonu sonucu frenik sinir irritasyonu ), karın içi ameliyatlar, anestezi indüksiyonu sırasında boyun bölgesi manipülasyonları sonrası, mediastende – göğüs kemiği arkası toraks boşluğunda – yer işgal eden kitleler de  hıçkırağa neden olabilmektedir.

Önlem alma :

  • Tüm karın içi ameliyatlarda mideye sonda yerleştirme
  • Maskeli ventilasyonda 20 mmHg altı havalandırma
  • Uyarılmanın ( eksitasyon ) arttığı dönemde kafa ve boyun hareketleri ve manipülasyonlarından kaçınma.

Tedavi :
Genelde kendiliğinden kaybolur.Anestezi altında iken,anesteziyi derinleştirin.Gerekirse kas gevşetici verin.Metpamid ( primparan ) iv. ? , sedatifler denenebilir.

 

  • Postoperatif Titreme :

Vücud ısısının düşmesi sıklıkla operasyonlarda kullanılan inhalasyon anesteziklerine bağlıdır.Periferde oluşan damar genişlemesi ısı kaybına yol açar. Alkol yoksulluğuna bağlı deliryum başlangıcında da görülür Kan transfüzyonları sonrası, bakteriemi başlangıcı,narkotiklerin antagonizması sonrası da titreme görülebilmektedir.

Ameliyat ve anestezi sonrası görülen titremelerde vücudun oksijen tüketimi normalin 3 katına kadar artabilir. Bu nedenle görüldüğünde oksijen verilmesi ( maske ) uygundur.Ameliyat sonrası yeterli ağrı kesici uygulamasıda önemlidir.Balans ( dengeli ) anestezide görülme sıklığı azdır.Küçük doz dolantinin ( 25 mg. erişkin kontrollü yavaş iv.) uygulaması ve dışarıdan ısıtılma, sıcak örtü uygulaması tedavide denenebilir.

 

  • Hipotermi ( vücud ısısında düşme ) :

Genelde büyük ısı kayıpları,ameliyatlar başlamadan önce meydana gelmektedir ( çıplak hazırlıklar, soğuk sıvı infüzyonları vs.). Batının açılması, karın zarı üzerinden buharlaşma ile ısı kaybı nedeni olacaktır. Yanıklar da doğal ısı koruma mekanizmasını bozduğu için  hipotermiye yol açar. Hipotiroidi,hipofiz yetmezlikleri gibi endokrin rahatsızlıklar da vücud ısısında düşmeye sebep olur. Özellikle çocuklar daha duyarlıdır.

Bulgular :

  • Periferik siyanoz
  • Vazokonstriksiyon ile pulsoksimetre çalışmayabilir.
  • Bradikardi
  • Anestezi gereksinimi azalır ! Kalpte fibrilasyon riski artar
  • İdrar çıkışı artar

 Önlemler :
Anestezi öncesi hastaların sıcak tutulması,örtülmesi,ameliyathane ortamının ayarlanması ( bebeklerde 26 C a kadar ), ameliyat masalarının sıcak örtü ile kaplanması, önceden vücud ısısında ısıtılmış sıvıların kullanımı, soğuk kan vermenin önlenmesi.

* Metabolik asidozun önlenmesi için anestezi, hasta normal ısıya ulaşınca sonlandırılmalıdır.

 

  •  Hipertermi ( ısının artması ) 

Ameliyat kompreslerinin hava almayacak biçimde örtülmesi, bakteriemi, anaflaksi, santral ısı mekanizma bozuklukları ( orta beyin patolojisi ), malign hipertermi nedenler arasındadır.

Bulgular :
Terleme, taşikardi, sıvı ve elektrolit kaybı, flushing ( baş boyun bölgesinde kızarma ).
Atropin ısı retansiyonu nedenidir. Özellikle çocuklarda & şüpheli olgularda premedikasyonda kullanma !

Tedavi :
Öncelik nedene yönelik olmalıdır.Fiziksel soğuk uygulamalar, kompresler, soğuk yastıklar, ateş düşürücüler ( aspirin vs. ), sıvı kaybını düzeltilmesi planlanır.

 

  • Hipotansiyon :

En sık neden (operasyonda) hipovolemi yani sıvı kaybıdır.Ayrıca kanama, dehitratasyon (ileus, kusma, diürtik tedavi),büyük venlere kompresyon, yüksek basınçlı ventilasyon,anaflaksi, ani pozisyon değişimleri diğer nedenlerdendir. Bunlardan başka kalp ve akciğer rahatsızlıkları, narkotikler, emboli ve pnömotoraks, ritim bozuklukları, anti hipertansif tedavi neden olabilen etkenlerdendir.

Dikkat ! :
Post operatif hipotansiyon,hipoksi ve artık anestezi nedeni olabilir.Koroner hastalıklarda, hipertansiyonda, beyin dolaşım bozukluklarında, hipotansiyonun tolere edilmesi güçleşir.

Önlemler :
Anestezi indüksiyonu öncesi hastanın volüm durumunu değerlendirin.Riskli hastalarda monitör olanaklarını genişletin ( santral ven katateri,arter basınç takibi).
Riskli hastalarda negatif inotrop etkili ajanları olabildiğince kullanmayın ( pentotal dikkat !,derin dozda inhalasyon ajanları ! ), solunum basınçlarını yüksek tutmayın.

Tedavi :
Sebebe yönelik tedavi esastır.Hastanın başını aşağı alma ( trendelenburg ) anestezi derinliğini azaltabilirsiniz, volüm yüklenebilir, oksijen konsantrasyonunuzu arttırın.Kliniğe göre de efedrin, noradrenalin, dopamin infüzyonları kullanılmaktadır.

 

  • Hipertansiyon :

Operasyon sırasında meydana gelen ağır hipertansif krizler, serebrovasküler atakların gelişmesine, kalp kasılabilirliğinde azalmaya, koroner yetmezleğe yol açabilir. Bu sebeple bekleyebilen cerrahilerde tansiyon değerleri konrol edilebilir düzeyde tutulmalı, vaka ertelenmelidir.

Nedenler : İndüksiyon ve entübasyon sonrası beklenebilen durum olup,sempatik aktivasyona bağlıdır.Sonrası ise yetersiz bir anestezi derinliğinden kaynaklanabilir. Ayrıca, bilinen bir hipertansiyon, gebelik zehirlenmesi ( preeklampsi-eklampsi ), hipertiroidi,feokromositoma, kafa içi basınç artmasına, aort stenozuna bağlı da olabilir. Anestezi altında, hiperkapni( CO 2 fazlalığı ), hipoksi, dolu mesane, adrenalinli lokal anestezik kullanımına, ketamine bağlı gelişebilir.Eğer hasta antihipertansif bir tedavideyse bu tedavi operasyonda da sürdürülmelidir.

Tedavi :
Nedene yönelik olmalıdır. Nitrogliserin ( nidilat ), B—blokerler ( beloc ) ve diğer antihipertansifler kullanılabilir.

 

  • Transfüzyon reaksiyonları :

Uyanık hastada kan verilen damarda yanma, huzursuzluk hissi, daralma, titreme, ateş, soğuk terleme, hızlı solunum, göğüs ve eklem ağrısı vardır. Anestezi altında ise belirtiler baskılanır. Hemoliz,hematüri, tansiyonda düşme, taşikardi vardır. Önlem alınmazsa şok ve pıhtılaşma bozukluğu gelişebilir( DİC ).

Tedavi :
Transfüzyonu durdurun.Volum yükseltici sıvılar ( kolloid ), adrenalin ( 0.05 -0.2 mgr iv ), dopamin ( 10 mic.gr / kg / dk infüzyon ) ile şokla mücadele edin. Diüretik – lasix ( 20 mg ) ve mannitol % 20 ( 125-250 mlt ) ile forse diürez yapılarak idrar 100 mlt / saat düzeyinde tutulur.Damar yolunuzu geniş tutun, detaylı monitörizasyon yapın.Gereğinde nasal oksijen verilir.Bu arada DİC ( tüketim koagülopatisi ) proflaksisi için, 20.000 İU heparin / gün uygulanır.Yüksek doz steroid ( prednol L-250 ) başka bir tedavi seçeneğidir.

 

  • Laringo – bronkospazm :

Laringospazm solunum yollarının irritasyonu sonucu, larinksin refleks olarak akut kapanmasıdır.Özellikle fazla derin olmayan anestezi dönemleri irritasyona duyarlılığı arttırır.Entübasyon, ekstübasyon, nasogastrik tüp yerleştirme, laringoskopi, trakeanın kan-sekresyonla –mide sıvısıyla teması uyarıcı faktörlerdir. Ağrılı uyaranlar, vagal stimülasyonlar ile de gelişebilir.Stridor, olanaklı olmayan ventilasyon ( soltmada güçlük ), siyanoz, taşikardi & ilerde bradikardi, hipoksi, aritmi ve kardiak arrestle tablo ağır seyir alabilir.

Tedavi :
Sakin olun, maske ile % 100 oksijen verin. Esmarch manevrası ile solunum yollarını açık tutmaya çalışın ( çene kaldırma ).Belli olan uyarıcı faktörü uzaklaştırın ( dikkatli aspirasyon!).Bu arada pozisyonu fazla değiştirmeyin, ağrılı uyarandan kaçının, mesaneye sonda yerleştirmeyin.Sürekli pozitif basınçla ,solunum yollarındaki spazmı çözün.

Çok gerekirese kas gevşetici uygulayın ( 20 mg. listenon iv ). Son olarak düzelmeyen vakalarda trakeotomi-krikotomi uygulamasına geçilir.Ödem için kortikosteroid uygulayın ( 70-250 mg prednol L ) .

Koruyucu tedbirler;
İyi bir sedasyon, gereksiz ağrılı uyarandan kaçınma, cerrahiye yeterli anestezi derinliğinde müsaade etme ile, sprey –topikal lokal anestezik uygulama metodları diğer  alınacak önlemlerdendir.
Detayı için : laringo spazm ( sonraki sayfa )

 

  • Aspirasyon :

Dolu bir midede gıda ve mide sıvısının bilincin kapalı olduğu durumlarda akciğere ve alveollere ulaşması sonrası, akciğerlerde kimyasal pnömoninin oluştuğu öldürücü olabilen bir sorundur.Gebelerde ölümlerin sık nedenlerindendir.

Önemli olanı;
aspire edilen mide sıvının pH’ sının < 2.5    volümün de > 0.4 mlt / kg olarak geliştiği mendelson sendromudur ( akut toksik akciğer ödemi ). Genelde klinikte sessizdir.Siyanoz ve yaş raller ( akciğer sesleri ), azalmış veya kaybolmuş solunum sesleri, hipoksi, metabolik asidoz görülen tablodur.

Tanı :
Akut yapılacak tedavi sonrası, akciğer grafisinde atelektazi, ödem, pnömoni gözlenebilir.

Akut tedavi :
Gerekirse operasyonu erteleyin.
Baş aşağı pozisyon verin
Solunum yollarını temizle
Entübasyon ve + basınçlı ventilasyon
Kontrollu ventililasyonu sağla
Kan gazı analizi yap
Sf le yıkama ?
Bronkospazm için aminocardol uygula
Steroid kullan ( yüksek doz metil prednisolon 500 mg.iv )
Dolaşım kontrolu elden bırakma
Kesinlikle yoğun bakım takibi gereken bir durumdur!
Antibiogram yapılabiliyorsa antibiotik tedavisi,

++ Aspirasyon öyküsünde, klinik iyi olsa bile en az 48 saat gözlem şarttır!!

 
 
 

– Sayfa Başına Dön –

 

önceki sayfa | sonraki sayfa

 
 
 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir